Fluent Fiction - Turkish: Snowy Quest: Unraveling Istanbul's Hidden Secrets Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:fluentfiction.com/tr/episode/2026-01-07-08-38-20-tr Story Transcript:Tr: Bütün şehir karlı bir örtüyle kaplıydı.En: The whole city was covered in a snowy blanket.Tr: Kar taneleri, Boğaziçi'nin üzerinde dans ediyordu.En: Snowflakes were dancing over the Boğaziçi.Tr: Erdem ve Nihan, ayak izlerini karın üzerinde bırakmaktan zevk alarak yolda yürüyordu.En: Erdem and Nihan were walking along, enjoying leaving their footprints in the snow.Tr: Yaşlı bir kadın, camdan onlara seslendi: "Kedim, Minnoş kayboldu! Onu bulabilir misiniz?"En: An old woman called out to them from a window: "My cat, Minnoş, is lost! Can you find her?"Tr: Erdem hemen atıldı, "Tabii ki, buluruz!"En: Erdem immediately jumped in, "Of course we can find her!"Tr: Erdem ve Nihan, kediyi ararken Boğaz kıyısındaki eski bir su kemerinin altına girdiler.En: As Erdem and Nihan searched for the cat, they went under an old aqueduct by the Boğaz shore.Tr: Minnoş'un mırıltısı onları dar bir tünele çekti.En: The purring of Minnoş led them into a narrow tunnel.Tr: Tünel, onları beklemedikleri bir yere çıkardı.En: The tunnel led them to an unexpected place.Tr: Bu, yerin altında gizli bir laboratuvardı.En: It was a hidden laboratory underground.Tr: Geniş beyaz odalar, ışıl ışıl parlıyordu.En: The wide white rooms were shining brightly.Tr: Duvarlardaki ekranlar, karmaşık verilerle doluydu.En: The screens on the walls were full of complex data.Tr: "Burası neresi böyle?" diye fısıldadı Nihan, gözleri büyüyerek.En: "Where is this place?" whispered Nihan, her eyes widening.Tr: Erdem, "Bence burada deney yapıyorlar ama Minnoş nerede?" diye yanıtladı.En: Erdem replied, "I think they're conducting experiments here, but where is Minnoş?"Tr: Bir anda bir alarm çaldı.En: Suddenly, an alarm sounded.Tr: Laboratuvarın güvenlik sistemi devreye girdi.En: The laboratory's security system was activated.Tr: Kapılar kilitlendi, ışıklar kırmızıya döndü.En: The doors locked, and the lights turned red.Tr: Erdem'in yüreği hızla çarpmaya başladı.En: Erdem's heart started to pound quickly.Tr: "İçeriye nasıl girdiysek, dışarı da öyle çıkarız," dedi kendine.En: "Just as we got in, we'll get out," he told himself.Tr: Erdem, tabletini çıkardı ve hemen işe koyuldu.En: Erdem took out his tablet and got to work right away.Tr: "Güvenlik sistemine erişebilirim," dedi umutla.En: "I can access the security system," he said hopefully.Tr: Bu arada Nihan, laboratuvarın köşesinde bir dolaptan sahte bir laboratuvar faresi buldu.En: Meanwhile, Nihan found a fake laboratory mouse in a cabinet in the corner of the lab.Tr: "Bu fareyi kullanarak onların dikkatini dağıtabiliriz," diye önerdi.En: "We can use this mouse to distract them," she suggested.Tr: Alarm sesi gittikçe keskinleşiyordu.En: The alarm sound was becoming sharper.Tr: Robotik korumalar, tünelde belirerek hızla onlara yaklaşmaya başladılar.En: Robotic guards appeared in the tunnel, quickly approaching them.Tr: Erdem, parmaklarıyla ekrana tıklarken, "Nihan, fareyi hazırla," dedi.En: While Erdem clicked on the screen with his fingers, he said, "Nihan, get the mouse ready."Tr: Sonunda Erdem'in ekranında bir "Erişim Onaylandı" mesajı belirdi.En: Finally, a "Access Granted" message appeared on Erdem's screen.Tr: Aynı anda Nihan, fareyi korumaların yoluna bıraktı.En: At the same time, Nihan released the mouse into the path of the guards.Tr: Koruma sistemi kısa devre yaptı ve yolları açıldı.En: The security system short-circuited, and their path was cleared.Tr: Nihan, "Minnoş'u gördüm!" diye bağırdı.En: Nihan shouted, "I see Minnoş!"Tr: Minnoş, korkmuş bir şekilde bir dolabın üstünde oturuyordu.En: Minnoş was sitting scared on top of a cabinet.Tr: Nihan, kediyi nazikçe kollarına aldı.En: Nihan gently picked up the cat in her arms.Tr: "Erdem, kaçma vakti geldi."En: "Erdem, it's time to escape."Tr: Koşarak eski tünele geri döndüler.En: They ran back to the old tunnel.Tr: Yukarı çıktıklarında, güneş yeni yeni doğuyordu.En: As they came back up, the sun was just beginning to rise.Tr: "Bunu unutmam mümkün değil," dedi Nihan gülümseyerek.En: "I won't be able to forget this," said Nihan with a smile.Tr: "Bence küçük bir macera iyi geldi."En: "I think a small adventure did us good."Tr: Erdem, gergin olsa da gülümsedi.En: Even though Erdem was tense, he smiled.Tr: "Riskliydi ama değdi."En: "It was risky, but worth it."Tr: Kollarında Minnoş, evine dönmeye hazırdı.En: With Minnoş in their arms, they were ready to return home.Tr: Erdem yavaşça, "Belki bir gün dedektif olabilirim," diye düşünerek yanıldığını fark etti.En: Erdem slowly realized, "Maybe one day I could be a detective," thinking he was wrong.Tr: Nihan ise, "Biraz ...
続きを読む
一部表示