Fluent Fiction - Turkish: Soaring Above Fear: A Journey Through Cappadocia’s Skies Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:fluentfiction.com/tr/episode/2026-01-21-08-38-20-tr Story Transcript:Tr: Cappadocia’nın karlı sabahında, gökyüzü rengarenk sıcak hava balonlarıyla süslenmişti.En: On a snowy morning in Cappadocia, the sky was adorned with colorful hot air balloons.Tr: Emre, fotoğraf makinesi omzunda, manzaranın büyüleyici güzelliğini yakalamak için sabırsızlanıyordu.En: Emre, with his camera on his shoulder, was impatient to capture the enchanting beauty of the scenery.Tr: Gözleri, peribacalarının arasında dolaşıyordu.En: His eyes roamed among the fairy chimneys.Tr: Bu kareyi, başka bir şeye değişmezdi.En: He wouldn't trade this shot for anything else.Tr: Yanında duran Leyla, biraz tedirgin görünüyordu.En: Standing next to him, Leyla looked a bit uneasy.Tr: Yükseklik korkusu her zaman sorun olmuştu ama bu sene, korkularını yenmek için kendine söz vermişti.En: Her fear of heights had always been a problem, but this year, she had promised herself to conquer her fears.Tr: Emre’nin heyecanı ona cesaret veriyordu.En: Emre's excitement gave her courage.Tr: “Hadi, Leyla,” dedi Emre, “Bu fırsatı kaçırmamalısın!”En: "Come on, Leyla," said Emre, "You shouldn't miss this opportunity!"Tr: Hava biraz kapalıydı.En: The weather was a bit overcast.Tr: Gökyüzünde bulutlar toplanmıştı.En: Clouds had gathered in the sky.Tr: Fog yani sis, sıcak hava balonu uçuşunu zorlaştırabilirdi.En: Fog, or mist, could make flying a hot air balloon difficult.Tr: Ancak Emre kararlıydı.En: However, Emre was determined.Tr: Leyla ise içinden, “Ya güvenli değilse?” diye düşünüyordu.En: Leyla thought to herself, "What if it's not safe?"Tr: Fakat Emre'nin tutkusunu görmek ona güven veriyordu.En: But seeing Emre's passion gave her confidence.Tr: "Tamam, geliyorum," dedi Leyla sonunda.En: "Okay, I'm coming," she finally said.Tr: Balon havalanmaya başladığında, Leyla'nın kalbi hızla atıyordu.En: As the balloon started to rise, Leyla's heart was beating fast.Tr: Gökyüzüne doğru yükseldikçe, sis yavaş yavaş açılmaya başladı.En: As they ascended toward the sky, the fog gradually began to clear.Tr: Göz alıcı bir manzara ortaya çıkıyordu.En: A breathtaking view emerged.Tr: Emre, fotoğraf makinesini hazırladı.En: Emre prepared his camera.Tr: “İşte bu!” diye bağırdı.En: "This is it!" he shouted.Tr: Tam o sırada, peribacalarına vuran gün ışığı tüm manzarayı altın gibi parlatıyordu.En: Just then, the sunlight hitting the fairy chimneys made the whole scene shine like gold.Tr: Leyla, korkusunu unutarak etrafa hayranlıkla baktı.En: Leyla, forgetting her fear, looked around in admiration.Tr: Aşağıda, bembeyaz karlarla örtülü vadiyi görünce, güzelliği karşısında büyülendi.En: Gazing down at the valley covered in white snow, she was mesmerized by its beauty.Tr: Gökyüzünde süzülen balonlar, tüm endişeleri uçuruyordu sanki.En: The balloons floating in the sky seemed to carry away all concerns.Tr: Emre, o anın fotoğrafını kaydetti ve içi mutlulukla doldu.En: Emre captured that moment in a photo and felt his heart fill with happiness.Tr: İnişe geçtiklerinde, Leyla'nın yüzü gülümsedi.En: As they began to descend, Leyla smiled.Tr: Kendini aşmıştı.En: She had outdone herself.Tr: Emre, “Sabır ve beklemek her şeye değer Leyla,” dedi, fotoğraf makinesini göstererek.En: Emre, showing the camera, said, "Patience and waiting are worth everything, Leyla."Tr: Leyla, "Evet, haklısın.En: Leyla replied, "Yes, you're right.Tr: Şimdi buradan bakınca, korkacak bir şey olmadığını görüyorum," dedi.En: Looking at it now, I see there's nothing to be afraid of."Tr: Balondan inerken, Emre ve Leyla hem yeni bir bakış açısı hem de paha biçilmez deneyimlerle doluydular.En: As they got off the balloon, both Emre and Leyla were filled with a new perspective and invaluable experiences.Tr: O anın güzelliği ve huzuru, ikisinin de kalbine kazındı.En: The beauty and tranquility of that moment were etched into both of their hearts.Tr: Cappadocia kışının soğukluğunda, içleri sıcacık duygularla doluydu.En: In the cold of the Cappadocia winter, they were filled with warm emotions.Tr: Eve dönerken, artık korkularının sadece birer bulut olduğunu biliyorlardı; onları aşmak, görmek ve güzelliği keşfetmek için sadece bir adım yeterliydi.En: On the way home, they knew that their fears were just clouds; it only took one step to overcome them, see, and discover the beauty. Vocabulary Words:adorned: süslenmiştiimpatient: sabırsızlanıyorduenchanting: büyüleyiciroamed: dolaşıyorduuneasy: tedirginconquer: yenmekopportunity: fırsatıovercast: kapalıydıfog: sisdetermined: kararlıydıascended: yükseldikçegradually: yavaş yavaşbreathtaking: ...
続きを読む
一部表示